top of page

Belirsiz Alacak Davası Kaldırıldı: Kısmi Davada Yeni Dönem ve İş Davalarına Etkisi

4 gün önce
4 dakikada okunur

Av. Emre Senar BOZKURT, LL.M.


31 Temmuz 2026 tarihli ve 33326 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 7589 sayılı Kanun ile Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun belirsiz alacak davasını düzenleyen 107. maddesi yürürlükten kaldırıldı. Aynı Kanun ile HMK’nın kısmi davaya ilişkin 109. maddesine yeni bir fıkra eklendi. Böylece 31 Temmuz 2026 tarihinden sonra yeni bir belirsiz alacak davası açılması imkânı ortadan kalkarken, kısmi dava daha işlevsel bir yapıya kavuşturuldu. Bu tarihten önce açılmış belirsiz alacak davaları ise eski hükümlere göre görülmeye devam edecek.



Temel Değişiklik Nedir?

Belirsiz alacak davasında davacı, dava açıldığı sırada alacağının miktarını tam ve kesin olarak belirleyemiyorsa asgari bir tutar üzerinden dava açabiliyor, alacak miktarı yargılama sırasında belirli hâle geldiğinde talebini artırabiliyordu. Ancak hangi alacakların gerçekten “belirsiz” olduğu konusunda özellikle işçilik alacakları bakımından yoğun tartışmalar yaşanıyordu. Yanlış dava türünün seçildiği gerekçesiyle verilen kararlar, yargılamaların uzamasına ve bazı durumlarda zamanaşımı nedeniyle hak kaybına yol açabiliyordu.


Yeni sistemde bu tartışmanın büyük ölçüde kısmi dava üzerinden çözülmesi amaçlanıyor. HMK’nın yeni 109/4. maddesine göre alacağın yalnızca bir kısmının dava edilmesi hâlinde, talep miktarı aynı dava içinde bir defaya mahsus olmak üzere, iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmadan ve tahkikat sona erinceye kadar artırılabilecek. Üstelik artırılan kısım bakımından da zamanaşımı, davanın ilk açıldığı tarihte kesilmiş sayılacak. Kanun gerekçesinde, bu özel artırımın davacının ıslah hakkı kullanılmadan yapılabileceği belirtiliyor.


Başka bir ifadeyle davacı, başlangıçta alacağının belirli bir bölümünü dava edecek, deliller toplandıktan ve alacağın gerçek miktarı ortaya çıktıktan sonra kalan kısmı aynı dosyada talep edebilecek. Böylece çoğu durumda ayrıca ek dava açılmasına veya talep miktarının artırılması için ıslah yoluna başvurulmasına gerek kalmayacak.



Eski Sistemle Yeni Sistem Arasındaki Önemli Farklar

Yeni düzenlemenin en önemli sonucu zamanaşımı bakımındandır. Önceki kısmi dava uygulamasında zamanaşımı yalnızca dava edilen miktar yönünden kesiliyor, talep edilmeyen bakiye alacak bakımından işlemeye devam ediyordu. Özellikle bilirkişi incelemesinin uzun sürdüğü davalarda, alacağın kalan kısmının rapor alınmadan önce zamanaşımına uğraması riski bulunuyordu. Yeni düzenleme ile sonradan artırılan bölüm bakımından da zamanaşımı dava tarihinden itibaren kesilmiş sayılacak. Böylece belirsiz alacak davasının sağladığı en önemli korumalardan biri kısmi davaya taşınmış oldu.


Buna karşılık talep artırım hakkı aynı davada yalnızca bir kez kullanılabilecek. Bu nedenle artırımın zamanlaması önem taşıyor. İlk bilirkişi raporundan hemen sonra artırım yapılması, rapora itiraz edilmesi veya ek raporda daha yüksek bir hesaplama ortaya çıkması hâlinde sorun yaratabilir. Ancak artırım için fazla beklenmesi de mümkün değildir; artırım mutlaka tahkikat sona ermeden önce yapılmalıdır.


Eski HMK 107/2 düzenlemesinde, alacak miktarı belirlenebilir hâle geldiğinde hâkimin davacıya iki haftalık kesin süre vermesi öngörülüyordu. Yeni HMK 109/4 hükmünde mahkemenin ayrıca kesin süre vermesine ilişkin açık bir düzenleme bulunmuyor. Bu nedenle davacının veya vekilinin yargılamayı takip ederek tahkikat sona ermeden talep artırımında bulunması daha da önem kazanıyor.


Talep artırımı, yalnızca dava konusu yapılan alacağın miktarının artırılmasına imkân verir. Dava dilekçesinde hiç ileri sürülmeyen yeni bir alacak kalemi, talep artırımı adı altında davaya eklenemez. Bu nedenle dava açılırken hangi alacakların talep edildiğinin açıkça belirtilmesi gerekir.



İş Davalarında Uygulama Nasıl Olacak?

Değişikliğin en fazla hissedileceği alanların başında iş davaları geliyor. Fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil, ücret farkı, yıllık izin, kıdem ve ihbar tazminatı gibi işçilik alacaklarının miktarı çoğu zaman işveren kayıtları, tanık beyanları ve bilirkişi hesaplamaları sonucunda kesinleşmektedir.


31 Temmuz 2026 tarihinden sonra açılacak davalarda işçi, örneğin kıdem tazminatı, fazla çalışma ve yıllık izin alacaklarının her biri için belirli bir kısmı dava edebilecek. İşveren kayıtları toplandıktan ve bilirkişi raporu alındıktan sonra, dava konusu yapılan bu alacakların miktarı tahkikat sona ermeden önce aynı dosyada bir kez artırılabilecek. Artırılan miktar bakımından zamanaşımı da davanın açıldığı tarihte kesilmiş sayılacak. Bu düzenleme, işçilik alacaklarında karşılaşılabilen kısa zamanaşımı süreleri bakımından işçi lehine önemli bir güvence sağlıyor.


Bununla birlikte iş davalarında dava stratejisinin baştan doğru kurulması gerekiyor. Arabuluculuk başvurusunda ve dava dilekçesinde kıdem tazminatı, fazla çalışma, hafta tatili veya yıllık izin gibi talep kalemlerinin ayrı ayrı ve açık biçimde gösterilmesi önemini koruyor. Örneğin yalnızca kıdem tazminatı ve fazla çalışma alacağı için dava açılmışsa, yıllık izin alacağının daha sonra salt talep artırım dilekçesiyle davaya eklenmesi mümkün olmayacaktır.


Ayrıca tüm işçilik alacakları bakımından artırımın mümkün olduğunca tek ve kapsamlı bir dilekçeyle yapılması gerekecektir. Bilirkişi raporuna yönelik itirazlar, muhtemel ek raporlar ve farklı hesaplama seçenekleri değerlendirilmeden artırım yapılması, bir defalık özel artırım hakkının erken kullanılmasına neden olabilir.


Değişiklik esas olarak para alacağına ilişkin iş davalarını etkilemektedir. İşe iade gibi doğrudan bir para alacağının tahsilini konu almayan davaların niteliğinde ise bu düzenleme nedeniyle bir değişiklik meydana gelmemektedir.



Faiz Konusunda Dikkat

Yeni hüküm, artırılan kısım bakımından yalnızca zamanaşımının dava tarihinden itibaren kesileceğini açıkça düzenliyor. Faizin başlangıç tarihi konusunda ise özel bir hüküm içermiyor. Bu nedenle artırılan tutara her durumda dava tarihinden itibaren faiz işletileceği sonucuna doğrudan varılamaz.


İş davalarında artırılan bölüm yönünden faizin başlangıcı; alacağın türüne, işverenin daha önce temerrüde düşürülüp düşürülmediğine ve oluşacak yeni yargı içtihatlarına göre ayrıca değerlendirilmelidir. Kıdem tazminatı gibi özel faiz düzenlemesine tabi alacaklarla ücret, fazla çalışma ve izin alacakları arasında bu bakımdan farklılıklar bulunabilir.



Sonuç

Yeni düzenleme ile belirsiz alacak davası kaldırılmış, buna karşılık belirsiz alacak davasının sağladığı başlıca korumalar güçlendirilmiş kısmi dava modeline aktarılmıştır. Yeni sistem, bir yandan hangi alacağın belirsiz olduğu konusundaki tartışmaları azaltmayı amaçlarken diğer yandan dava dilekçesinin hazırlanmasını ve talep artırımının zamanlamasını daha önemli hâle getirmektedir.


Özellikle iş davalarında alacak kalemlerinin baştan doğru belirlenmesi, bilirkişi sürecinin yakından takip edilmesi ve bir defalık talep artırım hakkının tahkikat sona ermeden, doğru miktar üzerinden kullanılması hak kayıplarının önlenmesi bakımından belirleyici olacaktır.



Yorumlar

5 üzerinden 0 yıldız
Henüz hiç puanlama yok

Puanlama ekleyin
bottom of page